Wednesday, October 22, 2008

Kahramanlar ve Elbiseleri..

(Cumhuriyet 20.10.2008)

“Küresel girişimci”, “Davos man”, milyon dolarlık CEO çoktan kayboldu. Arkalarından ekranlarımızda oluşan boşluğu şimdi merkez bankaları, hazine bakanları, devlet başkanları doldurmaya çalışıyorlar dünyayı, hatta kapitalizmi kurtarmak iddiasıyla çıktıkları tarih sahnesinde… Tam bu sırada aklınıza Marx’ın “18. Brumaire” kitabının girişindeki saptamalar geliyor: “Geçmiş kuşakların alışkanlıklarının muazzam ağırlığı beyinlerinde.. ve eski kahramanların elbiseleriyle…”.

Yeni kahramanlarımız Bernake, Paulson, Brown, Sarkozy, Merkel bir türlü yeni rollerine uyum sağlayamıyorlar, geçmişin alışkanlıkları, neoliberalizmin ağırlığı altında eziliyorlar. Eski önyargılar, korkular boyunlarında ağır bir taş gibi.

Kimin için bu ‘gösteri’

Kahramanlar TV ekranlarında, bir toplantıdan öbürüne koşturuyor, aç gözlü spekülatörleri, bankacıları, “yönetişim hatalarını” suçluyorlar, cuma günü Filozof Alain Badiou Le Monde’da soruyordu gözlerimizin önünde Hollywood yapımı kötü bir felaket filmi gibi sergilenen “Bu kriz hangi ‘reel’den kaynaklanan bir gösteridir”.. ve ekliyordu: “Gerçek olan bu film değil, gösterildiği salon.” Bizim oturmakta olduğumuz salon…

Biz korkuyla izlerken birileri “merak etmeyin, nasıl olsa mutlu son” diye güven veriyor. Biz dün, bu birilerinin “eşik altı ‘morgiç’ kredileri yerel bir sorundur merak etmeyin”; sonra, “ABD mali sektörüyle sınırlı, resesyon filan beklemeyin”; giderek “1929’dan bu yana en büyük mali kriz ama dersimizi aldık, kısa bir resesyonla atlatacağız” vaatlerini anımsıyoruz. Şimdi “Resesyon biraz uzun olabilir, ama depresyon filan beklemeyin”leri duydukça içimiz daralıyor.

Bu sırada birileri “Marx haklı mıydı” diye sorup “hayır değildi” diyebilmek için bin bir takla atarken yalnızca cehaletlerini sergiliyor. Bir başkaları, şimdi“tarih yeni bir döneme girdi, devlet müdahalesi filan, daha eşitlikçi, güvenlikli bir ekonomik model geliyor” diyerek avunuyor.

Birincileri boşuna kaygılanıyorlar, ikincileri de boş yere umutlanıyor. Marx haklı olsa ne yazar, eğer ortalıkta iradesini düzene dayatmaya hazırlanan bir toplumsal hareket yoksa... Siz tartışma toplantısı mı sanıyorsunuz tarih sahnesini? Ve yine ortalıkta düzene kendi iradesini dayatmaya hazırlanan bir siyasi hareket yoksa, daha eşitlikçi, daha güvenlikli bir ekonomik model beklentisi boş bir umut… Bugün bizi kurtarmaya çalışanlar, kriz gelirken tüm uyarılara kulaklarını tıkamıyorlar mıydı? Dün kimi düşünerek kulaklarını tıkadılarsa, bugün de yine onları kurtarmaya çalışıyorlar, çalışacaklar, bizleri değil. Bankaların deliklerinden içeri kürekle karılan trilyonlarca doları kim ödeyecek sanıyorsunuz. Önce ABD ve Avrupa halkı, sonra da hiç merak etmeyin bizler… Hatta eğer ABD ve Avrupa halkları itiraz etmeye başlarsa, yükü omuzlamaya hazırlanın. Cecil Rhodes, emperyalizmden yakınan meclis üyelerine, “Beyler, İngiltere’de toplumsal devrimi önlemek için gerekli” demiyor muydu?

Kurbağa ve akrebin hazin öyküsü

Birileri de “hayır bu kriz yönetişim hatasından kaynaklandı” dedikçe benim aklıma, kurbağa ile akrebin “ne yapayım bu benim doğamda var”sözleriyle biten hazin öyküsü geliyor.

Geçen hafta New York Times, 10 yıl önce hazine bakanlığında yapılan çok ilginç bir toplantıyı aktarıyordu. (Faiola, Nakashima ve Drew, 15/10/08). Toplantıda, Emtia Gelecek Piyasaları Komisyonu Başkanı 57 yaşındaki Bayan Brooksley E. Born, Greenspan’ı, Rubin’i ve Borsa Denetim Komisyonu Başkanı Levitt’i türevlerin ne kadar riskli bir piyasa oluşturmaya başladığına, denetlenmeleri gerektiğine ikna etmeye çalışıyor. Greenspan, Rubin ve Levitt, Born’a şiddetle karşı çıkıyor, yetkisini kullanarak bir şey yapmasını engellemeye çalışıyorlar; toplantıdan sonra da bu çabalarını yoğunlaştırıyorlar. O sırada tarih Born’u desteklemek üzere önlerine, ünlü “LTCM krizini” atıyor. Beyler, hiç aldırmıyor, krizden ders çıkarmıyor, direnişlerini sürdürüyorlar. Sonunda Born istifa etmeyi tercih ediyor.

Halbuki 1998’de Born’un uyarılarına kulaklarını kapatan, Greenspan’ın 1967’de “Altın ve Ekonomik Özgürlük” başlıklı bir denemesi var. Greenspan bu denemesinde, “1929 depresyonu”nu gevşek para politikalarına bağlıyor, diyor ki: “Fed’in piyasaya pompaladığı aşırı kredi, borsaya sıçradı - muazzam bir spekülatif köpük yarattı… 1929’da spekülatif dengesizlikler öyle bir düzeye ulaşmıştı ki Fed’in aşırı kaynakları geri emme politikası iş çevrelerinin moralini bozdu. Neticede ABD ekonomisi çöktü” (Aktaran, Counter Punch 17/10). Greenspan Fed’e geliyor, önce dot.com köpüğüne göz yumuyor, sonra da, piyasaya parayı basıp, bu günkü mali krizi tetikleyen ev-piyasası köpüğünü yaratıyor.

Prof. Jagdish (küreselleşme harikadır) Bhagwati de Financial Times’daki “Yıkıcı Yaratıcılıktan Sakınmalıyız” başlıklı yazısında, “Wall Street Hazine Bakanlığı Kompleksi” dediği ilişkiler ağından yakınıyor, “Rubin Hazine bakanlığına Goldman Sachs’tan geldi sonra Citigroup’a gitti. Paulson, Goldman Sachs’tan Hazine bakanlığına gitti, şüphesiz yine Wall Street’e dönecek. Bu network içindekiler Wall Street’in uydurduğu iyimser senaryoları paylaşırlar” diyordu (16/10/08).

Yapılacaklar belli ama…

Şimdi ABD halkı bu insanların krize çare bulmasını, depresyonu engellemesini bekliyor. Yapılacaklar da üç aşağı beş yukarı belli. Ama hem bu beylerin doğalarında yok, hem de ait oldukları gelenekte.

Berkley’den Prof. Brad Delong’un The Guardian’daki, bugüne kadar olanlara ilişkin aktarımlarını kısaca özetlersek: Önce Friedman’dan öğrendiklerini uygulayıp piyasaya para bastılar; olmadı. Sonra Summers ve DeLong’un savunduğu teoriyi anımsayıp beklentileri değiştirmek için faiz indirdiler; o da çalışmadı. Tüketiciye postayla para gönderdiler; bir işe yaramadı. Bunun üzerine bankaları birleşmeye, birbirini kurtarmaya zorladılar; etki yapmadı. Biraz da piyasa temizlesin diye Lehman’ı kendi haline bıraktılar, batınca ortalık birbirine girdi. Nihayet Paulson’un 700 milyarlık paketine geldik; “ama piyasa onu yutarken yutkunmadı bile”. Şimdi “zehirli varlıkları”, batık ipotekleri satın alıyorlar. “O da çalışmazsa” diyor DeLong “o zaman depresyonu engellemek için Keynesgil alarm zillerini çalıp devlet harcamalarıyla muazzam bir altyapı inşasına girişeceğiz”.

Halbuki hemen daha baştan, Krugman, Stiglitz, Roubini gibi ekonomistlerin, önerilerini dinleyip, dikkati bankacılar değil de iç talebi güçlendirmek üzerinde yoğunlaştırıp, işsizlik sigortalarını arttırsalar, yıllardır ihmal edilen altyapı yatırımlarına, sağlık eğitim, konut gibi alanlara para harcamaya başlasalardı hem ülkeleri kendini yeniler, hem durgunluğun depresyona dönüşmesi riski azalır hem de halkının durgunlukta çok fazla sıkıntı çekmesi önlenirdi. Hiç olmazsa bir sonraki krize kadar… Ama doğalarında yok. ABD’de altı banka bu yıl çalışanlarına 70 milyar dolar ikramiye ödeyecekmiş...

Obama farklı bir şey yapar mı dersiniz? 1929’da olduğu gibi büyük işçi hareketleri ortaya çıkıp da zorlamazsa, onun da yapacağını sanmıyorum. Ne de olsa Rubin şimdi onun danışmanı, Wall Street de kampanyasına 10 milyon dolar yatırmış durumda…

 


1 comment:

buhsem said...

OP. DR. TEOMAN DOĞAN
ESTETİK PLASTİK CERRAHİ UZMANI
estetik,burun estetiği, göğüs estetiği, plastik cerrahi
Kötü bir burun ameliyatı nasıl belli olur?
Estetik ameliyatların doğal sonuç vermesi son yıllarda en önem verilen kriter haline geldi. 10 sene kadar

önce talepler de daha çok kalkık küçük burunlar üzerindeyken artık hiç kimse böyle yapma burunlar istemiyor. Bu eski yaklaşımlar ile yapılan ve

ameliyat olduğu belli olan burunların bazı ortak özellikleri var. Ama sakın unutmayın ki iyi bir burun ameliyatını bir plastik cerrah bile muayene

etmeden anlayamayabilir. Sadece kötü burun ameliyatları belli olur. Size bir kaç ipucu vermeye çalışacağım. Estetik cerrahi, Estetik, Estetik, Estetik, Estetik, Estetik, Estetik
Gazete ve dergilerin estetik magazin sayfalarında flaş ile çekilmiş göğüs estetiği paparazzi

fotoğraflarını inceleyin. Ansızın flaşlı çekilen bu fotoğraflarda sizde birçok ipucu bulabilirsiniz. Ben bazen ameliyatın nasıl yapıldığı hakkında

bir rapor yazabilecek kadar çok şeyi görebiliyorum. En temel olanlar şunlar:
1. Öncelikle kötü ameliyatlı bir estetik burunda uç kısmı üst kısımdan ayrı ve bağımsız bir

yapı gibi durur. Bu o kadar doğallık dışıdır ki en ciddi kazalardan sonra bile bu gerçekleşemez, ancak belli bir plan ile ameliyatta yaratılabilir.

Dikkatle bakarsanız üstte burun kemikleri başka bir yöne bakarken altta burun ucunun farklı bir açıyla ters tarafa yatık olduğunu görebilirsiniz.

Sanki bu burunun üstü ve altı ayrı insanlara ait gibi durur.
2. Burun ucunun çok tipik bir görüntüsü vardır. Sanki bu burun hamurdanmış ta birisi bu hamuru iki parmağı ile sıkarak inceltmiş gibi “sıkılmış”

durur. Burun estetik kanatları da yukarı doğru çekilir ve burun delikleri içerde burun

tüylerini gösterecek kadar açılır. Bu burun ucu kıkırdaklarının aşırı küçültülmesinden kaynaklanır. Buna “sıkılmış burun ucu deformitesi” diyoruz.
3. Burunun ortasında /\ şeklinde bir gölge gözükür. Buna ters V deformitesi diyoruz. Bu tam burun ucunun yukarıdan ayrıldığı hattır. Burun orta

kısmının bozulmasından ve desteğini kaybederek çökmesinden kaynaklanır. Arkada duran kemiklerin sınırı bu gölge ile ortaya çıkar. estetik
 

ÖRNEKLER:
Etrafınızda, gazetelerde hatta birçok ünlü aktörde bu tür ameliyatlı burun deformiteleri görebilirsiniz (aklıma örnek olarak “Matrix” filminin

“Triniti”si geliyor, filmin afişindeki resmi kitaplara girecek kadar belirgin özelliklere sahip). Aslında birçok Türk ünlünün de burnunda benzer

deformiteler bariz belli oluyor. İsimlerini burada saymam mümkün değil ama bazı isimler varki hastalarım aman onunki gibi olmasın diye bana örnek

gösteriyor. Sizin de aklınıza eminim aynı isimler geliyordur Estetik, kimseyi kırmamak için yazamıyorum.

estetik
NE YAPILABİLİR?
Böyle bir buruna sahipseniz ve bu sizi rahatsız ediyorsa muhtemelen yeniden ameliyat olmanız gerekecek. estetik
İkinci ameliyatlar ilk ameliyatlara göre daha zor olur. Daha önce yapılan kesilere bağlı olarak dokularda nedbe (iyileşme) dokuları birikecektir.

Anatomisi de değişmiş olan bu tür burunlarda amaç hem şekli düzeltmek hem de aşırı çıkarılmış dokuları yeniden yerine koymaktır. Burada anlaşılması

gereken en önemli şey temel problemin kıkırdakların ve kemiklerin aşırı derecede küçültülmesi olduğudur. İnsanlar genellikle bu sorunları yanlış

olarak bir şekil bozukluğu olarak görüyorlar ve bu sadece aşırı küçültmenin bir sonucu. burun destek dokuları ortadan kalkınca kıkırdaklar ne

kendilerini ne de üstlerindeki deriyi taşıyamaz hale gelerek adeta çökerler. Örneğin yukarıda bahsettiğim ters V deformitesi bariz bir çökmedir ve

dolaylı olarak nefes almayı da engeller. estetik
bu tür sorunları çözmek elbette mümkün. Ama çok farklı bir yaklaşım gerekeceği dekesin Estetik Cerrahi.

yani “bu olmadı biraz daha doku alalım” denirse sorunlar daha da büyür. Yapılması gereken tam tersi eksikleri yerlerine koyabilmek. Bu yüzden

plastik cerrahinin zaten en zor sayılan ameliyatının da en zor halidir desem yanlış olmaz Burun estetiği.

Ancak umudunuzu kaybetmeyin, iyi ellerde bu ameliyatlar çok iyi sonuç verebilir ve genellikle yukarıda en sık görülen üç ipucu olarak saydığım

deformiteler tama yakın düzeltilebilir. estetik
Op.Dr.Teoman Doğan estetik
Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı estetik
İş Kuleleri Kule 2 Kat 9 estetik
4. Levent İstanbul T: 212 2845544 estetik
teoman doğan
estetik, estetik,estetik,estetik,estetik