Thursday, July 27, 2017

Cumhuriyet davası- Kültür savaşları

Kültürel egemenliğini bir türlü kuramayan siyasal İslamın, laik, demokratik, Cumhuriyetçi Türkiye’ye yönelik saldırısı, “kültür savaşları” gittikçe yoğunlaşıyor. 

(...)

arkadaşlarımızın “yargılanma” sürecinin başladığı gün, Cumhuriyetçi geleneği tasfiye etmek isteyenlere yol göstermeye... direnenlerin, direncini kırmaya yönelik bir yorumun kültür savaşlarının tam merkezindeki Cumhuriyet gazetesinde yayımlanması çok “ilginçtir”. 

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Monday, July 24, 2017

İki Türkiye var

Dün bu ülkede birçok Türkiye vardı: Emeğin ve sermayenin Türkiye’si, Türklerin ve Kürtlerin Türkiye’si, Kadınların ve Erkeklerin Türkiye’si, LGBT ve homofobi Türkiye’si. Tüm bunlar yok olmadılar ama bir başka bölünmüşlüğün egemenliği altına girdiler: Laik, demokratik bir toplumda yaşayamayacağına inanan siyasal İslamın Türkiye’si ve laik, en azından “liberal demokratik” bir ülkede yaşamak isteyenlerin Türkiye’si. 
 
Egemen duygu korku 
Çünkü bu ülkede bir Türkiye öbür Türkiye’den korkuyor. Dahası, bunlar içeriği, yoğunluğu, sonuçları birbirinden farklı korkular. 

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Thursday, July 20, 2017

Yeni tür bir ilişki

Faşizme karşı mücadelede, sosyalistler ile sosyal demokrasi (ya da cumhuriyetçi blok) arasındaki ilişki hep sancılı olmuştur. Bunun bir nedeni sosyalist hareket içindeki sol sekter yaklaşımlar (“sosyal demokrasi= sosyalfaşizm”; “ya da peşine mi takılacağız” gibi) diğeri de sosyal demokrat parti ile etkin bir ilişki kurmaya uygun örgütsel biçimlerin geliştirilememiş olmasıdır.

İngiltere’de, içinde çeşitli grupları, kimi bağımsız sosyalisti barındıran Momentum örgütü ile Corbyn liderliğinde İşçi Partisi arasındaki ilişki, “uygun örgütsel biçim nasıl olabilir” sorusuna, sanırım bir cevap sunuyor. Momentum deneyimi, bugünlerde özellikle Maltepe mitinginden sonra, muhalefetin momentumunu korumaya, sosyalist muhalefetin CHP ile ilişkilerini düzenlemeye çalışırken yararlanılabilecek kimi dersler sunuyor.

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Monday, July 17, 2017

Zaman muhalefetten yana işlemiyor

CHP liderliğinin, parti örgütünün başarısına, toplumsal muhalefetin “Adalet Yürüyüşü”, Maltepe mitingi ile geldiği kritik eşiğe değinmiş, eğer bu eşik hızla aşılamazsa, toplumun yarısının rızasını alamayan, tedirginlik ve paranoya düzeyi yükselen AKP liderliğindeki siyasal İslamın karşı saldırısının şiddetinin olağan bir etki-tepki diyalektiğinin çok ötesine geçebileceğini ileri sürmüştüm. 

Darbe Araştırma Komisyonu’nun, taslak raporuna eklediği bölüm, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP merkezinde, TOBB toplantısında yaptığı konuşmalar, 7 bin kişilik yeni tasfiye dalgası, karşı saldırının beklediğimden daha çabuk başladığını gösteriyor...

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Thursday, July 13, 2017

Büyük başarı, kritik eşik

CHP liderliği, parti örgütü açısından “Adalet Yürüyüşü” ve muhteşem Maltepe mitingi çok büyük bir başarıdır. Kılıçdaroğlu’nu CHP başkanlığından, toplumun AKP hegemonyasını kabul etmeyen, kararlı çoğunluğunun liderliğini üstlenme konumuna taşıyan bu başarı, henüz siyasi dengeleri değiştirmemiştir ama, onu ve toplumsal muhalefeti çok kritik bir tarihsel eşiğe getirmiştir. 

Siyasi iktidarların kendilerini tehdit altında hissettikleri böyle tarihsel eşiklerde, eğer eşik açılamazsa, karşı saldırıları çok sert oluyor..

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Monday, July 10, 2017

Titanic’te G20 toplantısı

G20 liderlerinin çektirdikleri fotoğraf, “Titanic” kaptanlarının yola çıkmadan önce çektirdikleri fotoğrafı anımsattı. Bir farkla, dünya sisteminin “kaptanları” geminin rotasında en az iki “buzdağı” olduğunu biliyorlar: Küresel iklim krizi ve bir “Büyük Savaş”. Eğer kaptanlar, anlaşarak rotayı değiştirebilirlerse Titanic’in kaderini paylaşmayabiliriz. 

(...)

Umut var ama… 
Bu işbirliğini gerçekleştirmesini beklediğimiz liderlere, hatta “geminin” durumuna bakınca, Kafka’nın “Umut var ama bizim için değil” sözünü anımsamamak olanaksız. Bu kaptanlar ve bu gemiyle olmaz! 

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Thursday, July 06, 2017

G20 ve ‘Radikal Belirsizlik’

G20 ülkeleri, Hamburg’da Merkel’in ev sahipliğinde toplanıyorlar. Toplantı öncesinde yoğunlaşan tartışmalar, “Radikal Belirsizlik” başlıklı yazımda değindiğim durumun tüm özelliklerini yansıtıyordu. Bu nedenle G20 toplantısından ciddi bir sonucun çıkmasını kimse beklemiyor. Çıta, “çelişkiler daha da derinleşmesin, var olan dengeler korunsun yeter”e kadar alçaltılmış durumda.

‘Radikal belirsizlik’ 
Financial Times’dan Gideon Rachman’ın dikkat çektiği gibi, 2008 yılında yapılan ilk G20 toplantısında, “salonda en önemli liderin George Bush olduğundan kimsenin kuşkusu yoktu. Bugün, dünyanın geri kalanının liderlik için ABD başkanına bakabileceği söylenemez.” 

(...)

Monday, July 03, 2017

‘Millet’ ve kimi spekülatif düşünceler

“Adalet” yürüyüşü, toplumda dünya basınında büyük ilgi çekiyor. Bu ilgi AKP’nin rejiminin, siyasal İslamın karakterinin, ülkede yarattığı kurumsal kültürel yıkımın boyutlarının anlaşılmasını kolaylaştırıyor. 

Yürüyüş AKP tabanında bile sempati topluyor, yandaş yazarların kafasını karıştırıyor, siyasal İslamın, inancını gerçekten ciddiye alan kimi yazarlarını düşünmeye zorluyor. AKP’nin, siyasal İslamın lider kadrolarının toplumun gerçeğini yadsımak için sığındıkları fanteziler artık saydamlaşıyor. Bu onları dehşete düşürüyor, marazi tepkilere yol açıyor.

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Thursday, June 29, 2017

Yine geliyor mu?

Geçen hafta, finans konularında yazan kimi yorumcuların tartışmaları, bir mali krizin mayalanmakta olduğunu düşündürüyordu.

Yine bir balon... 
Ambrose Evans-Pritchard (The Daily Telegraph, 25/06/2017) Uluslararası Mutabakatlar Bankası’nın (IBS) son raporundaki verilere dayanarak, 2008 mali krizine yol açan “hastalığın” tedavi edilmediğine, dünya ekonomisinde borçlanma oranlarının yine olağanüstü düzeylere çıktığına işaret ediyordu. Pritchard’a göre, 2008 mali krizi öyle yüz yılda bir patlak veren bir sarsıntı değildir; neden olan sorunlar aşılamadığından tekrarlanma olasılığı çok yüksektir. 

(...)

Monday, June 26, 2017

Birinin hayalleri öbürünün kâbusu...

Geçen hafta, gazetelerde gördüğüm bir fotoğrafta Cumhurbaşkanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini anımsatan üniformalar giymiş, Rabia işareti yapan, iki sıra askerin arasında, Rabia işareti yaparak yürüyordu. Aklıma Deleuz’un “başkalarının hayalleri” ile ilgili sözleri geldi.  Başkalarının hayallerinin, her zaman tüketici, bizleri yutma riski olan hayallerolduğunu bilmek gerekir... Kendinizi başkalarının hayallerinden koruyunuz. Eğer, başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz (vous êtes foutu)” 

Türkiye, AKP liderliğinde temsil edilen siyasal İslamın hayallerine tutsak olmaktan, maalesef kendini koruyamadı.

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Thursday, June 22, 2017

‘Radikal belirsizlik’

Kapitalizmin, ABD hegemonyası altında kurulan ekonomik, siyasi, kültürel “yapısının”, mali krizden sonra çelişkilerini düzenleme kapasitesini kaybederek, çözülmeye başladığına değinmiştim; ancak yeni bir yapılanmayı (mimariyi) oluşturacak kalıcı unsurlar henüz yok. 
Bu durum kapitalizmi yönetmeye çalışanlar açısından, Financial Times yazarlarından Wolfgang Münchau’nın bir ifadesini ödünç alırsak, sık sık büyük sürprizlere yol açan bir “radikal belirsizlik” yaratıyor.

Liste uzun 
Bu sürprizlerin listesi oldukça uzun.
(...)

Monday, June 19, 2017

Bir dönem kapanıyor

Neo-liberalizm 2007 mali krizinde öldü. Hükümetler sınıf mücadelesinin düzeyinin düşüklüğünden  yararlanarak bu ölümü gizlemeyi başardılar. Corbyn liderliğindeki İngiltere İşçi Partisi’nin neo-liberal politikaları eleştiren programının genel seçimlerdeki beklenmedik başarısı, çoktandır çürümekte olan o cesedi gözler önüne serdi. Geçen hafta, Kensington belediyesinin sosyal konut bloku “Grenfall Tower” da yaşanan felaket, bu cesedin, bu büyük yangının küllerine gömüleceğini gösteriyor. 

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Thursday, June 15, 2017

Thatcher – Corbyn (II)

Corbyn ve İşçi Partisi’nin seçim başarısına çok sevindik. Bir dönem bitti, yenisi başlayabilir dedik. Şimdi bu duruma eleştirel mesafemizi koruyarak yeniden bakalım.

Yakında hükümette 
Muhafazakâr Parti ve hükümet son derecede istikrarsız. İşçi Partisi’nin hükümete gelme olasılığı hızla artıyor. Kamuoyu yoklamaları, yeni bir genel seçimlerde İşçi Partisi’nin hükümet kuracak çoğunluğa ulaşabileceğini gösteriyor. Doğru, henüz kimse yeniden sandığa gitmekten yana değil. Ancak Theresa May’in istikrarlı bir hükümet kurma olasılığı çok zayıf. 
May’in, ayakta kalabilmek için Kuzey İrlanda’nın Demokratik Birlikçi Partisi’nin (DUP) temsilcileriyle dışardan destekli bir hükümet kurma çabaları muhafazakâr parti çevrelerinde tepki çekiyor. DUP’nin, homofobik, köktendinci görüşleri seçmeni partiden daha da uzaklaştırabilir. Bu ittifak İngiltere yönetiminin, Katolik Shinn Fein ile Protestan DUP karşısında tarafsızlığı varsayımını yıkarak barış sürecini tehlikeye atabilir. 
Diğer taraftan, kimi yorumcular haklı olarak, Muhafazakâr Parti’nin, 1974’te kendi çağırdığı erken seçimlerde meclis çoğunluğunu kaybettikten sonra başına gelenleri anımsatıyorlar. 

(...)

Monday, June 12, 2017

Thatcher - Corbyn

Varoufakis, 2015’te Corbyn ile Thatcher arasında analoji kurarken haklıydı. Thatcher ekonomide, siyasette ve popüler kültürde başlayan yeni dönemi temsil ediyordu. Corbyn de öyle olabilir.
(...)
Gerçekten de, İP’nin seçim manifestosuna bakınca, yaklaşık 38 yıl önce toplumu yeniden şekillendirmeye, vatandaşların aklına yeni “tartışılmaz doğruları” yerleştirmeye başlayan neo-liberal, postmodern söylemlerin, bu seçimde yıkılmaya başladığını görüyoruz. 
(...)
Corbyn işçi sınıfının hem yeni gelişen kuşağını kazanmış, hem de neo-liberalizmden en çok etkilenmiş geleneksel kesimini kazanmaya başlamış görünüyor.

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Thursday, June 08, 2017

Katar, nereye kadar?

Realite, AKP rejimini bir kez daha darp etti. AKP Türkiye’sinin “yakın dostu”Suudi rejimi yanına Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirliği’ni de alarak AKP Türkiye’sinin, “nefes borusu” (Yusuf Kaplan) Katar’ı ekonomik ve siyasi ablukaya aldı. AKP Türkiye’sinin payına da stratejik derinlikte boğulma riski kaldı. 

Fantezi ve gerçek 
Siyasal İslamın liderliğinin fantezisine göre, Osmanlı mirası, AKP Türkiye’sine, Sünni Müslüman dünyaya liderlik etme, 900 milyon mazlumu temsil etme, böylece dünyada söz sahibi olma olanağı veren bir stratejik derinlikanlamına geliyor. 
Gerçekteyse, Sünni Arap dünyası, Osmanlı deyince, talan, baskı, şiddet, aşağılanma, İngiliz emperyalizmiyle iş birliği yaparak isyan ettiği bir yönetim anımsıyor.

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Monday, June 05, 2017

Çürüme ve çözülme

Ne zaman büyük resme” bakmayı denesem aklıma bu iki sözcük geliyor. Bu kez de gündemde ABD başkanı Trump’ın NATO ve G7 toplantılarındaki tutumu, ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çıktığına ilişkin açıklaması var.

Çürüme ve sanat 
Bir hegemonyanın devleti tabii ki önce kendi çıkarını düşünür. Ancak hegemonya, bu çıkarlar başka ülkelerin çıkarlarıyla örtüştüğü, liderlik benimsendiği için gerçekleşir. Bu hegemonya altında şekillenen düzende, hegemonyacı devletin egemenliği değil, (bu devlet ekonomik ve askeri olarak en güçlü konumda olduğundan) tüm diğer devletlerin egemenlikleri tehdit altındadır. 
Bugün ABD’nin yönetimi, “önce Amerika”, “ulusal egemenliğimizi savunuyoruz” gibi ifadeler kullanıyorsa, ABD hegemonyası altında şekillenmiş “dünya düzeni” artık tükenmiş, her türlü savaşı, insani felaket olasılıklarını gündeme getiren bir “güçler dengesi” ortamına girilmiş demektir.

(...)

Thursday, June 01, 2017

‘Totaliter’ mi dediniz?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ensar Vakfı’nın 38. genel kurulunda yaptığı konuşmada, her zamanki açık sözlülüğüyle, önemli açıklamalar yaptı. Bu açıklamaların birkaç satırı üzerine sayfalarca deneme yazılabilir. Derinlik dediğiniz işte böyle bir şey olmalı! Ben burada, tam hakkını veremeyecek olsam da bu açıklamalara kısaca değinmek istiyorum. 
 
Kimi satır başları 
“Biz 14 yıldır kesintisiz iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımızkonusunda sıkıntılarımız var.
Devamını okumak için tıklayınız

Monday, May 29, 2017

Davet - cihat - şiddet

Manchester’da bir İslamcı teröristin bombalı intihar saldırısından sonra, “ruh hastası”, “yalnız kurt” klişesi gündeme gelmedi. Bu intihar eylemcisi Libya’da savaşmıştı, güçlü ve uzmanlık gerektiren karmaşıklıkta bir bomba kullanılmıştı. Yaygın bir yerel ve uluslararası destek ağı da söz konusu. 

Bu kez “yalnız kurt” klişesinden kurtulduk, ama, “İslam bu değil”“Bu katliamlar Batı’nın dış politikasıyla ilişkilendirerek haklı çıkarılamaz”, gibi itirazlar hâlâ canlı. 
Bu itirazlarda bir gerçeklik payı var; duyunca başımızı bilgiççe sallayıp rahatlayabiliriz.

(...)

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Thursday, May 25, 2017

İran nereye biz nereye

Ruhani başkanlık seçimlerini 2013 yılında oyların yüzde 51’ini alarak kazanmıştı. Geçen hafta yüzde 57 ile yeniden kazandı. Karan, Cerrahoğlu,Atay arkadaşlarımız, yazılarında başkanlık seçimlerinin adaylarını ve ortamını irdelediler. Tayfun Atay’ın tarihsel zeminde yaptığı karşılaştırma çok ilginçti. Ben farklı bir açıdan bakarak, “İran nereye Türkiye nereye?” sorusunu sormak istiyorum.

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Thursday, May 18, 2017

Hegemonyalar çarpışınca...

Pekin’de 14-15 Mayıs’ta toplanan uluslararası “Bir Kuşak ve Bir Yol” (BKBY)forumu, Atlantik’ten Pasifik’e uzanan, Robert Kaplan’ın deyimiyle, “süper kıtanın” üzerinde iki hegemonyanın birbirleriyle çarpışma yolunda ilerlediklerini düşündürüyordu. 
 
İki hegemonya 
Bu, iki hegemonyadan biri, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD liderliğinde şekillenen, Soğuk Savaş’tan sonra küreselleşme kavramıyla tanımlanan, “Batı”kapitalizmine ilişkin. Diğeri de Çin’in yükselmeye başlamasının bir ifadesi olarak şekillenmekte olan bir hegemonya. Bu iki farklı hegemonya alanına iki farklı “küreselleştirme” projesi olarak da bakabiliriz. 

Yazının devamını okumak için tıklayınız