Monday, August 31, 2026

Avrupa: Liberalizmden sonra

 


Daron Acemoğlu liberalizmin ve demokrasinin krizini tartışıyor, liberal demokrasiyi kurtarmanın yollarını arıyor, YZ alanında teknolojik iyimserliğe de katılmıyordu. Liberal kapitalizmin durumunu “açık ettiği” için The Economist’in hedefi olmuştu. Durum gerçekten vahim. Liberal kapitalist demokrasinin krizi, anavatanı Avrupa’da faşizme açılarak hızlanıyor.

(...). 

SEÇİM SÜRECİN YALNIZCA BİR DURAĞI

Sürecin ilk aşamasında, bir faşist parti iktidarı ele geçirmeden önce, kavramları siyasal merkeze yerleşiyor. Bu olgunun en çarpıcı örneği göçmenler sorunu: Almanya’da Hıristiyan Demokrat Merz hükümeti AfD’nin yükselişini durdurabilmek için göç politikasını sertleştiriyor. Fransa’da Édouard Philippe ve Gabriel Attal gibi merkez siyasetçiler, göç ve sığınma konusunda faşist partinin (NR) politikalarını andıran önlemler öneriyorlar.

Böylece “merkez”, faşist partiyi geriletmek için onun kimi taleplerini benimserken aslında onun söylemini, “Remigration” (geri gönderme) kavramının tartışılmasında olduğu gibi meşrulaştırıyor. Önce yasadışıgöçmenlerin gönderilmesi olarak sunulan kavram, giderek yasal göçmenleri, hatta “uyum sağlamadığı” düşünülen yurttaşları kapsayacak bir projeye dönüşüyor. Bu süreçte, önceleri söylenemeyen söylenebilir oluyor. Sonra tartışılabilir. Sonra makul. Sonunda devlet politikası.

(...).

ALMANYA-FRANSA  

Önümüzdeki seçimlerde, AfD, Saksonya-Anhalt’ta hükümet kurarsa salt bir eyalet seçimini kazanmış olmayacak. Almanya’nın temel siyasal tabularından biri “faşist partilerle işbirliği yapmama duvarını” (Brandmauer) da yıkmış olacak. AfD bugün federal düzeyde de birinci parti konumuna yükselmiş görünüyor.

Fransa’da merkez partilerin RN’nin (faşist parti) yükselişini durdurmak için onun göç söylemine yaklaşması, Avrupa’nın iki temel ülkesinde aynı mekanizmanın çalıştığını gösteriyor: Faşizm taraftar kazanırken rakiplerinin siyasal dilini de değiştiriyor.

Faşizmi yalnızca son aşamasında, yani açık diktatörlük, tek parti, kitlesel şiddet biçiminde ararsak çok geç kalmış oluruz.

(...)

Yazının tamamını okumak içşn tıklayınız

No comments: