Thursday, August 27, 2026

The Economist’in derdi ne?

 


The Economist’in Daron Acemoğlu’nu hedef alan saldırısı gerçekten çirkindi. The Economist, egemen sermayeye dalkavukluk yaparken her zaman olayların gerisinde kalır. Örneğin William Greider’in 1997’de krizden birkaç ay önce yayımlanan, The Manik Logic of Global Capitalism,yapıtına, “Hiç aşırı üretim olur mu, saçmalama” gibisinden saldırmıştı. Asya krizi, ardından 2001 teknoloji krizi patlayınca, Economist tükürdüğünü yaladı “aşırı üretimden, kapasite fazlasından” yakınmaya başladı. Economist, bazen değerli veriler sunar ama teorik analizlerini ciddiye almaya değmez.

Peki, derdi ne? “Dalkavukluk” bir etken: Acemoğlu teknolojik ilerlemenin sonuçlarının uygun kurumlarla denetlenmesini, YZ’nin işçilerin yararına kullanılmasını savunuyor; egemen sermayenin teknolojik iyimserliğini sorguluyor; Economist’in Acemoğlu’nun çare aradığı sorunlar karşısında da sunacak bir çözüm önerisi yok.

SON GÜNLERDE HABERLER... 

Borç piyasalarından merkez bankalarına, stratejik enerji rezervlerinden kritik hammadde ve tedarik zincirlerine, uluslararası piyasalardan Japonya’ya uzanan sinyaller, küresel finans sisteminde sistemik kırılganlığın arttığına işaret ediyor.

(...)

Finansal, parasal, jeopolitik ve tedarik sistemlerindeki gerilimler giderek birbirine bağlanıyor. Böyle bir ortamda küçük bir şokun büyüyerek sistemik bir krize dönüşme riski artıyor.

VE UZUN DÖNEM

Finans piyasalarındaki kırılganlıklar, daha derin, uzun dönemli bir dönüşümün belirtileri. Jeopolitik parçalanma, yüksek borç ve düşük büyüme, iklim krizi, kaynak kıtlığı ve yapay zekânın yarattığı teknolojik sıçrama kesişiyor.

Küresel sistem, ABD hegemonyasının tükenmesi ve Çin’in yükselişiyle, çok kutuplu bir yapıya evrilirken dönüşümleri yönetecek çok taraflı kurumların yokluğu giderek daha çok hissediliyor. Ticaret, teknoloji, enerji, kritik hammaddeler, su/ gıda kaynakları, hatta göçmen dalgaları giderek jeopolitik rekabet araçlarına dönüşüyor. Aynı zamanda yaşlanan nüfus, savunma harcamaları, enerji dönüşümü, iklim uyumu ve yapay zekâ yatırımları devasa mali ve doğal kaynak gerektirirken devletlerin borç yükleri manevra alanlarını daraltıyor.

(...)

Bu sorunların herhangi birinin tek başına yarattığı tehlikeden çok, birbirlerini beslemeleri, uygarlık düzeyinde, bütünsel bir risk yaratıyor: Finansal, ekonomik, ekolojik, teknolojik ve jeopolitik krizler kesiştiğinde, sistemin krizleri absorbe etme kapasitesi üzerinde soru işaretleri oluşuyor.

(...)

Yazının tamamını okumak içşn tıklayınız

No comments: