Wednesday, October 18, 2006

Orhan Pamuk ve sevinenleri

Bilmem dikkat ettiniz mi? Orhan Pamuk Nobel edebiyat ödülünü alınca, “dünya alem sevindi”. Orhan Pamuğun kimliği, romanlarının edebi özellikleri bir yana, The Guardian, The Nation, Le Monde gibi sosyal demokrat eğilimli yayın organları yanı sıra, Wall Street Journal, The Times, Le Figaro gibi muhafazakar gazeteler de hatta, Financial Times’da yazan The Weekly Standard’ın editörlerinden Christopher Caldwell gibi neo-con yazarlara kadar çok geniş bir kesim tarafından alkışlanması ilginç değil mi? Türkiye’de de muhafazakar, hatta siyasi İslam kesim ile sol liberal kesim birlikte alkışladı Orhan Pamuk’un başarısını.

Bu başlı başına sorgulanması gereken ilginç bir durum değil mi? Nasıl oluyor da bir yazar hem de “public entellectual” (kamusal yazar) sıfatına aday bir yazar, bu kadar geniş bir siyasi yelpaze içinde kabul görebiliyor? Yoksa aslında bu yelpaze o kadar da geniş değil mi? Sol liberallerle, neo-conlar arasındaki uzaklık sanılandan daha mı kısa?

11 comments:

Anonymous said...

Günlerdir Orhan Pamuk hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyordum. Bu yazdığınızı okuduktan sonra boşuna beklemişim diyorum. Sanırım Orhan Pamuk çekememezliği zehiri size de bulaşmış. Üzüldüm. Sizi böyle tanımamıştım oysa...

Anonymous said...

Orhan Pamuk cekememezligi ile ilgisi yok Ergin bey`in yazdiginin. Orhan Pamuk`un edebiyat elestirisi de degil! Soz konusu olan sey; Orhan Pamuk`un tartismali ve derin bilgisinin olmadigi bir konuda Turkiye`yi zor duruma dusurmeye calisanlara destek vermesi ve en ilginci Emperyalist ulkeler ve politikalar hakkinda agzindan tek bir elestiri cikmamasidir. Bu noktada Orhan Pamuk ve onu savunanlarin kimler oldugu konusunda Ergin Bey`in referansa dayali tespiti de kanimca cok yerinde olmustur! Ergin Bey yazilariniz icin tesekkur eder ve calismalarinizda basarilar dilerim.

Anonymous said...

Orhan Pamuk düşüncelerini açıklarken Türkiye'yi zor duruma düşürmemiştir. Zor duruma düşenler ona haksızlık edenlerdir. Atın içinizden şu zehiri. Ergin bey ne diyor bu konuda, asıl onun yanıtı önemli? Sizinle muhatap değilim.

gaykedi said...

Orhan Pamuk ve Bir milyon Ermeni !

Ermeni meselesi kadar kafamı karıştıran, kırk kafadan kırk ses çıkan nadir konu vardır herhalde...Devletin Miliyetçi korosu ve resmi görüşü beni hiç ilgilendirmiyor, çünlü bu dangalaklar bu ülkede kürt olmadığını da iddia etmişlerdi düne kadar...ve gördük çok acı bir şekilde çıktı ortaya milyonlarca kürt olduğu..halen sünni imparatorluk diyanet sistemiyle alevi yurttaşlarımızı aptal yerine koymuyor muyuz laik devlet olduğumuzu iddia ede ede..

Ermeni meselesinde aklımda bir atasözü geliyor, ateş olmayan yerden duman çıkar mı...bu duman nerden geliyor....Soykırımın tanımı Yahudi soykırımından sonra yapıldı, ermeniler bu tarihe kadar sadece büyük kıyım diyorlardı başlarına gelenlere...ve sağduyusuna güvendiğim Murat Belge olayın bugün yapılırsa soykırım sayılacağını söylüyor, peki o zaman neydi ?

http://www.gaykedi.blogspot.com/

Lalius said...

Galiba, her geçen gün "Ortalama Amerikalı" denilen kavrama biraz daha yaklaşan bir ulus olduk. Bu kavramın temel ayaklarından biri içi boşaltılmış kavramlarla konuşuyor olmak. Özellikle yoğun bir medya desteği ile "Gücü Elinde Bulunduran Sınıf" tarafından bu boş kavramların içi arzu edildiği gibi dolduruluyor ve ortaya atılıyor. Ardından, istediğin kadar konuş tartış fikir beyan et. Ulaşabileceğin hiç bir yer yok. Çünkü gerçeğe ulaşan yoldan epey uzakta kalıyorsun. Sayın Orhan Pamuğun kamuoyunda zaman zaman gündem oluşturan çıkışları da bu "Ortalama Amerikalı" seviyesine çok yakın.(İçerisinde yer aldığını düşündüğüm diğer hesapları bunun dışında tutuyorum) Ermeni kimdir, ne istemiştir neler yapmıştır, Osmanlı buna ne tepki vermiştir, ne yapmıştır gibi konularda bilgi sahibi olmadan konuşabilme cesaretini bu "Ortalama Amerikalı" kimliği ile bulabildiğini düşünüyorum. Okuyanlar anladığını iddia etse veya anlamasa da Orhan Pamuk bugün yazdıkları ile değil, söyledikleri ve yaptıkları ile gündem oluşturmaktadır. Söylediklerinin içeriği üzerine yapılacak tartışmalar da katılanları "Ortalama Amerikalı" olmaktan öteye götürmeyecektir. Bu sözleri neden söylediğine dair yapılacak doğru analizin yeterli olduğunu düşünüyorum. Ergin Beye de bu konuda teşekkür ediyorum. Sayın Orhan Pamuk, bugün yaşananların sadece Ermeni olaylarının farklı yorumu olmayıp, bazı çevrelerce tespit edilen hedeflere dair adım adım yürüyen bilinçli (Planlı değil ama aynı hedefe yönelmiş ve farklı yerlerde uygulamaya konulan)eylemler olduğunu düşündü mü? Böyle bir endişe taşıdı mı? Yüreğinde ve aklında böyle bir endişe taşımayan insanların "Toplum" önünde böylesine iddialı konuşması ne kadar doğru? Siz Orhan Pamuğun yazarak söylediklerinin içeriğinin tartışıldığını hiç duydunuz mu?

Sabri Oncu said...

Akin Gure ve Libra'ya Yanit

Gordugum kadariyla Ergin'i ikinizde yanlis anlamissiniz. Ergin'in dediklerinin ne Pamuk'u cekememezlikle, ne de Pamuk'un Turkiye'yi herhangi bir nedenle zor duruma dusurmesiyle bir ilgisi var.

Ergin su soruyu soruyor:

"Nasil oluyor da bir yazar hem de “public entellectual” (kamusal yazar) sifatina aday bir yazar, bu kadar genis bir siyasi yelpaze icinde kabul gorebiliyor? Yoksa aslinda bu yelpaze o kadar da genis degil mi?"

Ayni soruyu ornegin Bangladesli Nobelli Muhammed Yunus icin de sormak mumkun. E. Ahmet Tonak Birgun'deki yazisinda soyle diyor ornegin:

"Ve de o yuzden mikrokredi vagonuna Hillary Clinton'dan onun "can dusmani" neokonservatif Paul Wolfowitz'e kadar herkes dolusmustur."

Bu dedigi E. Ahmet Tonak'in Bangladesli Muhammed Yunus'un Nobelini cekemedigi anlamina mi gelir? Ya da Ergin'in dedigi Ergin'in Pamuk'un Nobelini cekemedigi anlamina?

Garip bir kafa karisikligi var memlekette ve insanlarin cogu denilenleri de anlayamaz, hatta belki de duyamaz hale gelmisler.

Uzuntu verici bir durum tabii.

Anonymous said...

Sayın Sabrı Oncu
Ergin bey'ın sorusu cevaplanmasi gereken bir sorudur evet ama ben her seyin acik oldugunu dusunuyorum. Bu nedenle Ergin Bey`in tespitinin cok yerinde oldugunu belirtmekle yetindim! Orhan Pamuk`un kabul gordugu siyasi yelpaze oyle veya boyle emperyalist ulkelerin projeleri icinde yer alan ve bilincli veya bilincsiz sekilde ona hizmet eden ve kamuya etki eden odaklarda sesleri daha cok cikan kisi ve kurumlardir. Bunlara mali ve siyasi destegi verenler de talan ve somuru icin dini ve etnik ayrismalari korukleyen emperyalistlerdir.(cok klasik ve genel oldu ama boyle dusunuyorum) Bana gore aydin veya sanatci dedigimiz kisinin once Anti emperyalist olmasi gerekir! Bugun Irak`ta 700 bin insani oldurenlere gikin cikmayacak, sonra da uzmanligin olmadigi ve tartismali konularda ahkam keseceksin! Sistemli ve bilincli bir soykirim varsa ve bu ispatlanirsa eyvallah ama bu konunun tek yanli bayraktarligini yapmak rating`i zirvelerde dolasan yazar icin supheler duymama yeter de artar bile! Amerikan Yazi Programi`ndan gecen yazarimiz dusunce sekillendiricisi unvaniyla birilerine hizmet etmeye devam etmekte bana kalirsa. Dunya halklarinin kardesligi, baris, demokrasi, esitlik hepsi cok anlamli kavramlar ve elbet bir gun dunya insanlari topyekun bu ideale ulasmak noktasina gelecektir. Ama daha bir kac yil once 700.000 insani katledip demokrasiyi(!) getirenlerin icini bosalttigi kavramlar degil midir bunlar?
10 yil sonra Orhan Pamuk ve benzerlerinin islevinin daha iyi anlasilacagini dusunuyorum. Ayrica okumayanlar icin Ergin bey`in 14 Eylul 2006 tarihli ''Orhan Pamuk kimin icin yaziyor'' baslikli mukemmel makalesini de okumanizi tavsiye ederim.

Sabri Oncu said...

Libra'ya

Ama bunlarin konuyla bir ilgisi yok ki. Konu Akin Gure ve Libra'nin Ergin'in yazisini yanlis anladigi konusu.

Akin Gure'nin Ergin'i yanlis anladigi acik: adami Orhan Pamuk'u cekemeyenlerden olmakla, daha dogrusu Orhan Pamuk'u cekememe zehrinin ona da bulasmis olmasiyla, sucluyor. Ergin'in yaptigi dogrulugunun tartisilmasi soz konusu olmayan saptamadan oyle bir sonuc cikarilmasi mantiken mumkun degil.

Ergin'in Orhan Pamuk'u cekemeyenlerden olmadigi savunan Libra, yani sen, ise Ergin bu yazisinda hic oyle bir sey demez iken soyle diyorsun: "Soz konusu olan sey; Orhan Pamuk`un tartismali ve derin bilgisinin olmadigi bir konuda Turkiye`yi zor duruma dusurmeye calisanlara destek vermesi ve en ilginci Emperyalist ulkeler ve politikalar hakkinda agzindan tek bir elestiri cikmamasidir." Ergin yazisinin herhangi bir yerinde boyle birsey diyor mu?

Sevgiler,

Sabri

EnginKurtay said...

Ergin Bey'in sorusu çok açık: nasıl oluyor da çok geniş bir siyasi yelpazenin farklı sözcüleri, hepsi birden, OP'nin nobel ödülü almasına sevindiler ?

Bu soruyu sormak bile, öncelikle OP'nin çalışmasının siyasal nitelikli olduğunu ve siyasal bir safta yer tuttuğunu VARSAYIYOR.

Hemen infial etmeyin (akın güre). Yavaş, yavaş.... düşüne düşüne... Önce söyleyin, sizce bu VARSAYIM yanlış mı, doğru mu ?

Sonra da belki şöyle bir sonuca varırız: OP öylesine büyük bir yazar ki, o kadar evrensel ki, her ideolojiden, her siyasal kesimden herkesi büyülemiş, etkilemiş, bu sayede de nobel ödülü almasına herkes çok sevinmiş.

İşte Ergin Bey'in sorusuna verebileceğiniz akıllı, uslu bir yanıt(ad hominem konuşmayın, "çekememezlik"; "zehir" falan ayıp sözler, demeyin böyle)... yanlış mı?

Engin Kurtay

Anonymous said...

Ergin Yıldızoğlu'nun burada yazmış olduğu yazılardan Orhan Pamuk ile ilgili olana "9 comments" ibaresi görüp diğer yazılarında hiç (kutlamalar ve selamlamalar hariç)yorum olmamasını görünce şaşırdım.

"Küreselleşmeden Sonra" başlı başına bir tez iken kimsenin bu konuda herhangi bir yorum yazmaması şaşırtıcı. Bu herkesin katıldığı anlamına geliyor herhalde.

Türkiye düşünsel ortamının Orhan Pamuk'un vatanseverliği ya da hainliği üzerinden çıkmaza sokulması ve istemeden de olsa kamplaşma yaratılmasını faydalı bulmuyorum.

Zaten Yıldızoğlu'nun yazmış olduğu yazı (ki Pamuk'a yönelik yazdığı ilk yazıda edebi eleştirisini yapmıştı) bir yazarın 'farklı toplumsal kesimlerin' ortak beğenisi kazanmasının ne anlama geldiğini sorguluyor.Ve soyut bir Pamuk eleştirisi yerine, somut bir durumdan hareketle (soyut görünen)bir alana(sol liberal/neo-cons) dair bir soruyla bitiryor yazısını.
Somuttan (oRhan Pamuk'un farklı toplumsal kesimlerin ortak beğenisini kazanması) hareket ederek (ideolojik alan dair)bir soyutlamaya ulaşmış demek oluyor tüm yazdıkları.

Ayrıca Yıldızoğlu'nun yazısının başlığının ""(tırnak) içinde olmasının ne anlama geldiğini sorgulamadan onu Pamuk çekemeyenler(bu tırnak içine alınmamış) güruhuna katmak pek uygun olmamış diye düşünüyorum.

Daha derinlikli tartışmalar yapmak dileğiyle.

EnginKurtay said...

Kendi adıma, evet: öbür yazılarına da katıldığım ve polemik konusu bulamadığım için, onlara yorum yazmadım. “Küreselleşmeden Sonra” yazısındaki makro tespitlere, değerlendirmelere katılmamak zaten mümkün değil.

OP konusu ise bambaşka: Cumhuriyet Gazetesi yazarları arasında bile karşıt yorumlara yol açtı. Edebiyat, siyaset, tarih, komplo iddiaları, yurtseverlik içerikli tepkilerin hepsi birbirine karıştı. OP olayı, ulusal-aydınlanmacı-sol ideolojik bloğun üzerine dökülen asit gibiydi. OP olayı, bence tam da bu yüzden en çok tartışılması, hesaplaşılması gereken bir konu. Ve bence, “kamplaşma” (Serkan Bey’in ifadesi) olmaması için bu konuyu daha da deşmem, hesaplaşmam, bu yolla sahip çıktığım ideolojinin iç tutarlığının güçlendirmem gerekiyor.

Mütareke basınını takip etmiyorum, ama sanırım Sümerolog Hoca’nın davasına ilişkin hiçbir haber basında yer almamış. Batı basınının (Ergin Bey’in sözünü ettiği) “sol liberal ve neo-con” köşelerinde de yer aldığını sanmıyorum. Bu yaşlı bilim kadını, bilimsel araştırmalarını derlediği kitabı 301. madde kapsamına girdiği iddiasıyla yargılanacak.

OP nobel edebiyat ödülünü haketmiştir. Edebiyat sözcüğünün en saf anlamıyla, edebini takınarak, “söz ve davranışta herkesin beğendiği yolu tutarak” (Türkçe Sözlük) ödülü almıştır. Ve kendisi 301. maddeden yargılanırken dünya alem ayağa kalkmıştır.

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ise, edebsizlik yapmış, başörtüsünün, fahişeliğin, iffetin tarihsel-ideolojik evrimini anlatmıştır, bu yüzden, o da 301. maddeden yargılanırken, dünya alem onu görmezden gelmektedir.

Buradaki edepli ve edepsiz kavramlarını açalım:

Her iki durumda da ideolojinin geriye dönük (geçmişi tutarlı bütünlük içinde yapılandıran) kurulumunu izliyoruz: egemen ideoloji, gerçeğin bazı parçalarını anımsar (OP), başedilmez parçalarını ise örtbas eder (Sümerolog Hoca). Tutarlı ve anlamlı bir anlatı kurmaya yarayan bu seçme parçalara “olgu” diyoruz. Tarih gerçekle değil, gerçeklerden seçilmiş bu olgularla yazılır (E.H.Carr, “Tarih Nedir”). Bu nedenle, yapısı gereği ideolojiktir.

OP’nin başarısı ise şudur: Hem bir yandan gerçeği parçalı ama olduğu gibi, bütün çıplaklığıyla ve tutarlık kaygısı gütmeden verme iddiasındaki (postmodern) edebi biçemiyle, ideoloji-dışı bir kimlik takınmaktadır. Hem de öte yandan, anlık çıkışlarıyla, çok işe yarar ve seçme gerçek parçalarını olgu olarak dile getirmiştir. Ancak bir postmodern edebiyatçı egemen ideolojiye böyle bir hizmet verebilirdi.

Engin Kurtay