Friday, November 03, 2006

Ruhlarını da satıyorlar”

Hurşit Güneş (03 Kasım 2006) : "Türkiye'de yabancılar sürekli banka alıp duruyor. … Bu süreç, kimilerini kaygılandırırken, kimilerini farklı nedenlerle sevindiriyor. Önce sevinenlerin nedenlerini anlayalım. Birincisi, patronların eline nakit geçiyor. Hatta kimileri banka geliştirerek çok ciddi kârlar yapıyor. Kısa sürede maliyetinin birkaç katına bankasını satanlar oluyor. İkincisi, bankacılık kesiminde hâlâ sermaye yapıları çok güçsüz. Patronların elinde bankaya koyacak ek sermaye olanağı bulunmuyor. Yani ancak satarsa bu yükten kurtulacak. Üçüncüsü, bankacılık sanıldığının aksine yeterince kâr sağlamıyor. Çok daha verimli alanlar bulunabilir. Kaldı ki, hâlâ finans kesiminin boyutu küçük.”

Ben bu konuyu, Türkiye’de iş yapan ama geçen yılın sonunda, “bu piyasa artık bitti” diyerek dikkatini Batı Afrika’ya çeviren bir İngiltere bankasının, genel müdürüne sordum: “Neden alıyorlar? Neden bu kadar büyük fiyatlar ödemeyi kabul ediyorlar?”. Aldığım cevap son derece ilginç ve ilginç olduğu kadar da korkutucuydu, kanımı dondurdu: “Bu fiyatları veriyorlar çünkü yalnıza banka almıyorlar. Satanlar ruhlarını da birlikte satıyor”. Ben bu “ruhlarını da satıyorlar” ifadesini açıklamasını istediğimde, genel müdür gülümsedi ve tekrarladı “Ruhlarını da satıyorlar” ve daha başka bir şey söylemedi…

Siz ne dersiniz?

5 comments:

EnginKurtay said...

Ruhunu satmak derken herhalde kimliğini yitirmek demek istiyordur: yani sermayedar kimliğini yitiriyorlar. Yatırıma dönüşerek emek gücünü üretim için organize edebilen paraya sermaye denir. Öyleyse, bankasını yabancıya satan Türk işadamı, sermaye-yatırım denetimini yitiriyor, yani sermayedar kimliğini yitiriyor. Zaten "Komprador Burjuva" iken, bu kez "Lumpen Burjuva" sınıfına terfi ediyor.... diyebilir miyiz ?

Putin'e bakarak bu ruh meselesini belki daha iyi çözeriz. Putin, büyük popularitesini, sermayenin ulusal niteliğini koruyan ya da baştan tesis eden keskin operasyonlarına borçludur. Yoksa yükselen enerji fiyatlarından elde edilen gelirler uluslararası sermayenin elinde çarçur olur giderdi (Putin'in başarısını enerji fiyatlarının konjonktürel durumuyla açıklayarak azımsamaya çalışanlar onun icraatlarının bu niteliğini gözden kaçırmaya çalışıyorlar).

ertank said...

ayrıca, o bankalar için buradaki bankalara ödedikleri para, bize çok fazla gözükse de, onlara devede kulak. bazılarının 'iflas etsek bile büyük kaybımız olmaz, ancak türkiye ab üyeliği yolunda aşama kaybederse çok kazanırız.' demesi kuvvetle muhtemel.

bir de, kirli işler var tabii. bu ülkede çok daha kolay yapılabilen türden. sonuçta, brecht haksız mı, 'banka kurmanın yanında banka soymak nedir ki?' derken?

Anonymous said...

" Kelepir Satılık Ruh! " Evet aslında Türkiye'nin yeni barkodu bu. Sayın RTE Pazarlama diyorsa işte bu noktada herşeyimizi satmalıyız. İşin acı boyutları giderek artıyor. Geçmişini yaşayamadığım bu güzide siyasetimizi, kitaplardan öğrendiğim için kendimi şanslı hissediyordum; fakat artık daha vahim durumları da göreceğimizi tahmin ediyorum, ürküyorum.

Ruh meselesine gelince evet Ruhunu kaybediyor Türkiye. Suyun altı finansal piyasalar icin sanırım kaynamasını hız kesmeden sürdürüyor. Hep Arjantin örneği gözümün önüne geliyor suan ki Türkiye'nin konumundan dolayı. Finansmanını Kaybeden bir Türkiye,Osmanlının sonunu yaşamayacağını düşünmek sanırım çok çoçukluk aşkı olur. El değiştiren Bankalar, özelleşen Sanayi, Satılan topraklar. Sanırım gelecekte Bacasız sanayinin ana kaynağı biz olacağız bu topraklar üstünde. Üzücü.

EnginKurtay said...

Ruh ya da ruhsuzluk konusuna bir örnek: Koç, malum, Türkiye'nin büyük sanayici iş adamı, heyula yelkenlisiyle dünya turu attı.

Ama o binbir donanım ve lüksü ile dünya turuna hazırladığı koca teknesi, YABANCI BAYRAKLI ve yabancı bir kaptanla yönetiliyor.

Yani bu "şerefli" türk sanayicisi beyzadeye, teknesini TC bayraklı yapmak için vergisini ödemek ve bir türk limanına kaydettirmek ağır geliyor.

Satmış adam ruhunu işte....

Kadir said...

Konunun bir sirket neden daha kucuk capli yabanci bir sirketi satin alir sorusuna verilecek teorik bir cevabin disinda oldugunu varsayarsak, bana oyle geliyor ki adam sorunuza kacamak bir cevap vererek, sizin ardinda oldugunuz cevaptan uzaklastirmak istemis konuyu.