Dünya Meteoroloji Örgütü’nün State of the Global Climate 2025 (Küresel İklimin Durumu) raporuna göre küresel ısınma öngörülenden daha hızlı ilerliyor. Küresel iklim sisteminin neredeyse tüm göstergelerinde 2025 yılında, rekor aşırılıklar yaşanmış. Raporun yayımlandığı günlerde Financial Times, küresel otomobil üreticilerinin elektrikli araç planlarından vazgeçmeye başladıklarını aktarıyordu.
Otomobil şirketleri geri adım atarken, devletler fosil yakıtlar için savaşırken, bu savaşlar atmosferi daha da kirletirken, oluşan tablo akla “Tanrılar, yok etmek istediklerini önce delirtirmiş” sözleri getiriyor. Bu sözler artık salt mitolojik bir uyarı değil. Bu yıkım tablosunu, dışsal trajik bir irade değil, sistemin kendi diyalektiği üretiyor.
SON BULGULAR, ÖLÇÜMLER
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün raporu, atmosfer, okyanuslar, buzullar ve deniz seviyesindeki değişimlerin birbirini besleyen zincirleme etkiler yarattığını vurguluyor.
Atmosferdeki CO2 yoğunluğu en az iki milyon yılın en yüksek seviyesine ulaşmış. Küresel sıcaklık, sanayi öncesi döneme göre 1.43°C’nin üstüne çıkarak, 2025’in tarihteki en sıcak ikinci veya üçüncü yıl olmasına yol açmış. Son 11 yıl, kayıtlardaki en sıcak yıllar arasındaymış.
Aşırı sıcaklık artışının yüzde 91’ini emen okyanuslarda ısınma hızı son 20 yılın ortalamasının iki katını aşmış. Küresel ortalama deniz seviyesi 1993’ten bu yana 11 cm yükselmiş, 2012-2025 arasındaki yükseliş hızı önceki dönemin neredeyse iki katına çıkmıştır. Kriyolojik (donmuş sulara ilişkin) sistemde ciddi bozulmalar görülmüş; 2016’dan beri en kötü 10 buzul kaybı yılının 8’i bu dönemde yaşanmış. 2025 yılında Arktik deniz buzullarında erime rekor düzeylere ulaşmış okyanus yüzey pH’ı son 40 yılda sürekli düşerek 26 bin yılın en düşük seviyelerine inmişti (asit oranı, on yıldır hiç toparlanma fırsatı bulamadan artmış). Bu durum mercanlar ve kabuklu canlılar için ağır bir tehdit oluşturuyor
(...)
(VE KAPİTALİZM
Kısacası dünya iklim sistemi dengeden çıkmış, mevcut göstergeler, ısınmanın ve etkilerinin hızlanarak devam edeceğini yadsınamaz biçimde gösteriyor. Uzun dönemli veriler bu ekolojik krizin sanayi kapitalizmiyle başladığını, 1980’lerden itibaren, egemen sermayeye (uluslararası finans kapital) yeni “avlanma alanları” açan, kaynak tüketimini, CO2 ve metan gazı salınımını, sanayi atıkları ve çevre kirlenmesini sürdürülemez düzeylere sıçratan neoliberal küreselleşme altında ölümcül bir hıza ulaştığını gösteriyor.
(...)
Küresel ısınma hızlanırken kapitalist üretim tarzının egemen ekonomik ve siyasi aktörleri ve devletler küresel ısınmayı hızlandıracak adımlar atmaya devam ediyorlar: Uygarlık bir yıkıma doğru giderken önce çıldırıyor.
No comments:
Post a Comment