Tuesday, February 03, 2009

K. Marx, T.S Eliot ve Hüsnü

İnsan anlağı bir garip... Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) bu yılki başlığını (“Kriz Sonrası DünyayıŞekillendirmek”) görünce anlağımda bir şimşek çaktı; Marx, Eliot ve “Hüsnü” sözcükleri belirdi. Ne ilgisi var diyeceksiniz haklı olarak. Anlatacağım, arkasından da Davos’ta bir toplantıda yaşananları özetleyeceğim.

Para ‘mok’ gibi. Ya akıl?

Marx, “Filozoflar bugüne kadar dünyayı anlamaya çalıştılar, esas olan değiştirmektir” diyordu.Eliot’un da “Deneyimi yaşadık, ama anlamını yakalayamadık”saptaması ünlüdür. Davos toplantısını düzenleyenler ve katılanlar, Marx’ın ifadesindeki ilk aşamadan bile gerideler. Bu beyler krizin toplantı yapılana kadar bitmiş, dünyanın da yeniden şekillendirilmeye hazır hale gelmiş olacağına inanıyorlarmış. Davos kalabalığı, geçen yıl “Küresel resesyon geliyor” dediği için çok kötümser bulunan, alaya alınan birkaç kişi dışında, tam da Eliot’ın dediği gibi, krizi yaşıyor ama aslında ne yaşadığının farkında bile değil...

Halbuki önceki yıl aktardığım gibiThatcher - Reagan dünyasının geride kalmaya başladığına ilişkin ilk tereddütler oluşmaya başlamıştı”. Geçen yıl, mali krizin kıvrımları açılmaya başladığında, bankacıların “kendi kum havuzlarına pislediğinden” söz ediliyordu. Bu yıl krizin nedeni bulunmuş görünüyor:“Piyasaların kendi kendilerine dengeye geleceğine inanmak.”Bu yıl, bankaların, çokuluslu şirketlerin CEO’ları, üst düzey yöneticileri Davos’ta, bu “yeni kavradıkları gerçeği” dile getiriyorlar

Biraz da bu yüzden, The Guardian’dan Julian Glover mali krizi, insanları öldüren ama yapılara zarar vermeyen nötron bombasına benzeterek, “Davos var olmaya devam ediyor, ama onu destekleyen kültür öldü” (30/01/09) diyordu.

“Hüsnü”ye gelince, o da çocukluğumda çok kullandığımız bir deyimle ilgili. Kendine olmadık özellikler vehmedenlere “Sen‘Hüsnü’ ile ‘Kuruntu’yu tanıyor musun” diye sorardık. Beylere bakar mısınız? Dönemlerinin geçtiğinin ayırdında bile değiller, krizden sonra dünyayı (ne demekse) yeniden şekillendirmekten söz ediyorlar. Halbuki son gün İngiltere Başbakanı Brown “Elimizde, krizden çıkmak için bir harita yok”diyordu.

Bu arada kriz derinleşmeye devam ediyor

Davos toplantısı devam ederken gazetelerde “Ekonomik göstergeler, kötüden daha kötüye gidiyor” (Washington Post), “60’ yılın en kötü ekonomik acıları” (Financial Times),“Ekonomik beklentiler bozuldukça bozuluyor” (The Independent),“Ekonomik gerileme derinleşiyor”(Wall Street Journal), “Merkelkorumacılık konusunda Obama’yı uyardı” (Der Spiegel) gibisinden haber ve yorumlar dikkati çekiyordu. Le Monde ve The Guardian İngiltere ve Fransa’da işçi hareketlerinin yayılmakta olduğunu aktarıyordu.

ABD ekonomisi IV. üç aylık dönemde yüzde 3.8 gerilemiş, Japonya’da sanayi üretimi kasımda yüzde 8.5 geriledikten sonra aralıkta da yüzde 9.6 düşmüş. Uluslararası İşçi Örgütü (ILO), bu yıl tüm dünyada 50 milyon kişinin işini kaybedeceğini hesaplamış. Financial Times ekonomi editörü Martin Wolf, gelişmiş ekonomilerde ekonomik daralmanın yüzde 5-10 oranlarına çıkabileceği varsayımından hareketle “proto-depresyondan” söz ediyor.Soros, mali sistemin sorunlarının 1930’lardan belirgin biçimde daha büyük olduğuna inanıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Obama yönetimi, yeni geçirdiği bir yasayla, altyapı yatırımlarında kullanılacak demir ve çeliğin ithalatını yasaklıyor

Birdenbire alevlenen işçi hareketleri, 1930’ları anımsatan bu manzarayı tamamlıyor. Hem de iki açıdan birden. Fransa’daki kitle grevi krizi ve hükümetin ekonomi politikalarını hedef alırken İngiltere’de işçi hareketindeki canlanma, yabancı işçileri hedef alıyor. Lincolnshire bölgesinde rafineri işçileri işletmenin yabancı işçi çalıştırmasını protesto etmek için iş bıraktılar. İskoçya’da ve Galler bölgesine 13 bölgede rafinerilerde, enerji santrallarında işçiler, dayanışma eylemleri başlatınca, yabancı düşmanlığı haberleri medyada ön sıraya yükseldi.

Dünya ekonomisine ne oldu?’

Sizinle paylaşmak istediğim Davos toplantısına gelince, 28 Ocak’ta yapılan “Dünya ekonomisine ne oldu?” başlıklı çalıştayda katılımcılar, 5-6 kişiden oluşan 20 masaya dağılmışlardı. Yaklaşık yarım saatlik bir tartışma süresinden sonra, her masa liderinin aracılığıyla ulaştığı sonuçları açıkladılar.

Konuşanların hemen hepsi,“piyasaların kendiliğinden, hem de büyük zararlara yol açmadan dengeye geleceğine” ilişkin,“adeta dini boyutlara ulaşan”varsayımı suçladılar. O kadar ki 4 numaralı masanın lideri, “30 yıldır piyasanın verimliliğini eleştirmek istediğimde, ağzımı hep korkarak açtım. Bu odadakilerin hiçbiri beni desteklemedi. Şimdi böyle bir konsensüs oluşmuşsa yeni bir paradigmanın eşiğinde olmalıyız”diyerek sitem etti. Bu“konsensüs”e ek olarak, 10 No’lu masadan Philip Jennings, “Serbest piyasada servetin yukarıdan aşağı sızacağına ilişkin varsayım iflas etti… Şimdi insanlar son derecede sinirli, başka bir model bulmak gerekir”dedi. 6. masanın lideri, “sınır ötesi menkulleştirmenin risklerinin zamanında kavranamadığından, enflasyonla mücadelenin adeta ekonomi politikasının nirvanası haline geldiğinden” yakındı.

Birçok masanın liderli sık sık söz alarak matematiğe, ekonomik modellere aşırı güvenin büyük bir sorun yarattığını, risklerin yanlış hesaplandığını vurguladılar. Ünlü istatistikçi, sıra dışı olayların toplumsal etkilerini tartışan“Siyah Kuğu” teorisinin yaratıcısı,Nassim Taleb söz alarak “Ben bu modeller palavra, batacaksınız dediğimde güldünüz, şimdi herkes layığını buluyor” dedi ve salonda kızgın homurdanmalara yol açtı. Bir başka konuşmacıya göre, “20 yıldır mutluluk hapı yutulmuş, partide herkes eğlenmiş, ama parti bitmişti”. 17 No’lu masadan bir konuşmacı,“ahlak sorununa” değindi ve“bireyciliği yücelten ahlak anlayışından toplumun tekerleğini çevirmeye, ortak çıkarlara yönelik bir ahlak anlayışına geçmek gerektiğini”vurguladı.

Konuşmacılar aşırı karmaşık, risk almaya, prime yönelik mali modelleri, ihtiras kültürünü eleştirdiler. 14. masadan, sanayici olduğu anlaşılan yaşlı bir konuşmacı, “Sanayide bir üretici, bir şirket, bilerek veya bilmeden zehirli mal satarsa hapse gider. Mali piyasalarda satılan zehirli malların hesabını kim verecek?”diyordu ki kolaylaştırıcı bayan,“Ama malı satan fiyatının bu kadar düşeceğini nereden bilebilirdi ki!” deyince, sesini yükselterek çıkışmaya başladı,“Bilmeden mi yaptılar demek istiyorsun” diyerek...

Hükümetlere yönelik eleştiri de yine serbest piyasa itikadına ilişkin eleştiriler üzerinden gitti. Bir konuşmacı “Bu politik kararlar alındı, çünkü temel varsayım piyasa modelinin şaşmazlığına dayanıyordu. Hata içseldi” dedi.

Kafanız karışmış olabilir bir kez daha anımsatayım. Bu tartışma Davos’ta oluyor, tartışanlar da çokuluslu şirketlerin ve mali piyasaların liderleri, CEO’ları filan

2 comments:

Engin Kurtay said...

Hüsnü'den başka bir de Cafer vardı. Koşa koşa bez getirirdik Cafer'e.

Şimdi de "Kötü Banka" konusu çıktı. Böyle zırva bir kavram daha önce üretilmiş miydi tarihte? Bankanın kötüsü mü olurmuş. Aslanlar gibi söyleseler ya batık kağıtları devlet üstlenecek diye...

Mucahid Akincinin Ev Sayfasi said...

Bir de "İyi Devlet" üretmek gerekiyor. Ortalık boktan geçilmezken hiçbir şey yapmayan mevcut devletler dışında, insanı odak alan devletler oluşturulmalı.