Wednesday, February 21, 2007

“Türkiye yine bir mali krize doğru mu gidiyor”

Bu soruya geçen hafta, döviz işlemlerinde uzmanlaşmış bir web sitesinde rastladım. Geçen hafta Financial Times’da, Türkiye devletinin dış borçlarında bir refinansman sorunu yaşanabileceğine değiniyordu. Türkiye ekonomisinin risklerinin uluslararası piyasalara hizmet veren medyada açıkça tartışılmaya başlanması hayra alamet değil. Gittikçe sıklaşmaya başlayan bu tartışmalarda öne çıkan konuları özetlemek için şunların üzerinde durabiliriz sanırım

- Son yıllarda Türkiye mali piyasalarının bir “carry trade” cenneti haline gelmiş olması, onları likidite (uluslararası mali sermaye) hareketleri karşısında çok kırılgan bir hale getirdi. Bu gün piyasalar egemen olan yabancı yatırımcı çıkarsa arkasında kocaman bir delik kalacak.
- Gözlemcilere bakılırsa, Türkiye piyasaları, gelişmekte olan piyasalara değil gelişmiş piyasalara bağlı bir hareket izliyor. Örneğin ABD piyasalarında güven artarsa, Türkiye piyasalarında da güven artıyor.
- Ancak ABD piyasalarının arkasında son tahlilde güçlü ekonomik dinamikler var ve bunları yakından izlemek olanaklı. Türkiye için aynı şeyi söylemek zor (böyle düşünüyorlar).
- Görülebildiği kadarıyla da bu temel göstergeler çok fazla güven vermiyor. Ekonomik büyüme 2001’den bu yana, üstelik o kadar düşük bir zeminden başlamış olmasına karşın, kimi başka gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırınca oldukça soluk duruyor.
- Dış ticaret açığı Türkiye için çok ciddi bir sorun; çünkü çok sığ bir mali yapısı buna karşılık uluslararası fonlara çok güçlü bir bağımlılığı var.
- Reel faizler %11-12 düzerinde. Bunlar dünyada en yüksek oranlar, üstelik kimi uluslararasi yatırımcılar, birbirlerini TL’nin %40 civarında aşırı değerli olduğunu hatırlatmaya başladılar.

Bu koşullarda uluslararası piyasalarda likidite yön değiştirdiği, sermaye korkarak merkeze kaçmaya başladığı taktirde Türkiye’ büyük zarar görecek ülkelerin başında geliyor. Her ne kadar Türkiye piyasaları gelişmiş piyasaları izliyorsa da, diyor kimileri, gelişmekte olan piyasalarda çıkacak ciddi bir kriz, yeni bir risk algısı Türkiye’de bir kriz tetikleyebilir…

Şu sıralarda Meksika’da hemen tüm ekonomik göstergeler gündemde güçlü bir ekonomik yavaşlama var diyorlar. ABD ekonomisine çok yakından bağımlı olan Meksika ABD ekonomisi hapşırmaya başlayınca, nezle, hatta zatürree olacak diye düşüneler çoğunlukta. Wells Fargo ekonomistleri önümüzdeki dönemde Meksika’da bir çok kriz eğiliminin çakışmaya başladığına işaret ediyorlar.

Meksika’yı şunun için aktardım, bu büyüklükte bir gelişmekte olan piyasada bir kriz (pardon dalgalanma diyecektim) yaşanırsa (tabii bizde daha önce yaşanmazsa) bunun deprem dalgaları kısa sürede bizim kıyılara ulaşarak şu anda suni teneffüsle yaşatılan dengeleri tepe taklak edebilir…

1 comment:

EnginKurtay said...

Evetttt, gidiyorrr, gittiğini görüyoruz işte, bugün itibarıyla, yani sizin bu yazınızın üzerinden daha bir hafta geçmeden!

Vatana, millete hayırlı olsun, sevgili kriz, Godot, sonunda geldi galiba. Milletimize çok kritik dönüm noktalarında hep şans yardım etmiştir zaten: Çanakkale'de karaya çıkan avanak bir İngiliz birliği 100 metre daha yürüseydi yarımadayı ortadan kesmiş olacaktı; 1917 Ekim Devrimi de öyle bir şans; 1 Mart tezkeresi oylanırken iç tüzüğe bir gözatmayı ihmal eden dangalaklık da tam öyle bir şans; şimdi de bu kriz böyle bir şans olacak belki, ülkemiz, milletimiz için.... hayırlı olsun!