Monday, October 26, 2026

‘Fon krizi’ üzerine spekülatif düşünceler

 

Belli bir toplumsal “durum”, içindeki istikrarsızlıkların istikrarlı bir biçimde kendini tekrarlamasına, bileşenler (örneğin sınıflar, kurumlar) arasındaki ilişkilerin, hiyerarşinin ve olasılıklar yelpazesinin sınırlarının sürekliliğine ilişkindir. Bazen bir etken, gerek içinden ya da dışından devreye girerek durumun istikrarını, sürekliliğini bozabilir, olasılıklar yelpazesinin içine yeni olasılıklar girmeye başlar.

BİR ÖRNEK: SIRBİSTAN 

Pazar günü Sırbistan’da gerçekleşen ilginç seçimlerden hareketle, durumu değiştiren bir “etken” üzerinde düşünebiliriz.

(...).

‘DURUM’ VE ‘FON KRİZİ’ 

Cumhurbaşkanı, çoğu zaman en kritik anlarda ve önemli konularda olanları olduğu gibi açıkça söyler, İlk yıllarda, “Dinin ılımlısı olmaz”, “Ben değişmedim” ifadeleriyle liberal fantezilere ayar vermişti. Şimdi yine konuştu: Fon krizi yaşanırken de partisinin grup toplantısında “AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir” diyordu. Muhalefetin bu samimi sözler üzerinde çok iyi düşünmesi gerekiyor. Karşılarında sıradan bir parti değil, bir hareket ve çelik çekirdeği, kendi hakikatleriyle bu hareketi temsil eden özgün bir parti var. 

(...)

Adeta Sırbistan’daki tren istasyonu felaketine benzetebileceğimiz fon krizi bu durumu, içinden iki noktadan bozdu. Birincisi “kuyruğunu yiyerek yaşamaya devam etmek” artık olanaklı değildir. İkincisi, her siyasi tehdit olasılığında muhalefetini, diğer bir deyişle hareketin dışındaki “ötekisini”yiyerek ayakta kalan rejim. Şimdi, suçlayacak bir öteki bulamıyor; çaresiz kendi çelik çekirdeğini yemeye başlıyor. “Reis” temizlik yapsın diyenler farkında değil “Reis”in, reis olarak kalmasını sağlayan “şey” bu çekirdek.

“Türkiye’miz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz” sözleri, hareketin bileşenlerinin de tehlikenin farkında olarak telaşlanmaya başladıklarını gösteriyor.

Muhalefetin bu ifadelerde gizli olanı da çok iyi kavraması gerekiyor. 

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız


No comments: