Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor. Tarih karşımıza, bir çöküşün semptomları olarak Caligula’yı anımsatan Trump’ı, Platon’un “pleonexia” dediği “doyumsuz açgözlülüğü” temsil eden trilyoner Elon Musk’ı çıkarıyor.
Augustus, imparatoru “birinci vatandaş” kavramı arkasına gizlemişti; Caligula bu perdeyi yırtarak senatonun iktidarsızlığını alenen sergiledi. Trump denetleme dengeleme aygıtlarını, bürokrasiyi “derin devleti” kale almadı, basını düşman ilan etti, Trump Cumhuriyetin içinin boşaldığını gösterdi.
Caligula kendi muhafızları tarafından öldürüldü. Yerine Claudius’un getirildi. Askeri sadakat cumhuriyet erdeminden üstün olduğunu kanıtladı. Trump 6 Ocak’taki Kongre baskınını destekledi, devletin güvenlik kurumlarının en kritik noktalarına liyakate bakmadan kendi sadık taraftarlarını yerleştiriyor, orduyu siyasete alet etmeye çalışıyor. Başkanlık makamı, başkanı zenginleştirme, eleştirileri susturma makinesine dönüştü. Anayasal normlar aslında, liderlerin iyi niyetlerine bağlıymış; “demokratik cumhuriyet” aslında bir yalanmış.
ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME
Roma Cumhuriyeti’nin son döneminde, “latifundia” (büyük köle çiftlikleri) küçük çiftçileri topraklarından etti. Oluşan devasa mülkler, birkaç seçkin ailenin servetini katlarken Roma’nın geleneksel tarımı adeta yıkıldı. Senato, zengin aristokratların oyuncağı haline geldi; yolsuzluk, rüşvet ve seçim manipülasyonu sıradanlaştı.
ABD’de, başta Musk olmak üzere teknoloji, kripto plütokrasisinin Trump’a verdiği destek, Trump’ın kurumları hiçe sayan tarzı, Amerikan Kongresi’nin kutuplaşması Roma senatosunun çürüyüşünü anımsatıyor. Caligula, atını senatör ilan ederek senatoyu aşağılıyordu, Trump kurumsal, ortağı olduğu şirketlere devlet kontraları, fonları, hatta ticari sır aktararak otoriteyi kişisel çıkar adına dejenere ediyor.
(...)