Çok garip zamanlarda yaşıyoruz. Salı günü, Halk TV’de 24 Ekim 2018 tarihinde Onur Öymen’le yapılmış bir söyleşiye “X”te rastlayınca, bir “dejavu” yaşadım.
Söyleşinin başlığı: “ABD’nin Deniz Baykal’ı düşürme planı!” Onur Öymen, 2008 tarihli bir rapora, WikiLeaks belgelerine, Hillary Clinton yazışmalarına dayanarak “Kılıçdaroğlu bir Amerikan projesidir” diyordu. Silk Road Enstitüsü’nde hazırlanmış o raporun başlığı “Prospects for a ‘Torn’ Turkey: A Secular and Unitary Future?” (2008) (Yırtılmış bir Türkiye’yi bekleyenler: Seküler, üniter bir gelecek mi?) Raporu anımsadım arşivimden çıkarttım, dejavu o zaman oldu. Çünkü, raporun yazarlarından Halil Magnus Karaveli’nin 1 Haziran 2026 tarihli “Türkiye’de muhalefet kültür savaşlarını kaybediyor” başlıklı bir yazısını daha bu sabah okumuş, ciddiye almamıştım. Acele etmişim. Yazı Bilderberg Grubu kurucularından Axel ve Margaret Ax:son Johnson Vakfı’na ait “Engelsberg Ideas” web sitesindeydi. O yazı ile raporun mantığıyla karşılaştırmak anlamlı olur diye düşündüm.
2008-2026
Raporun temel tezi: CHP, tarihin dışında kalmış, otoriter laikliği halka zorla kabul ettirmeye çalışan, anti Batıcı milliyetçilikle kendini tüketen bir partidir. Değişmeli, lideri gitmeli, yerine daha “Avrupa tarzı”, “ılımlı”, “dini dışlamayan” biri gelmelidir. 2010’da Deniz Baykal’ın videosu patladı. CHP’nin sözde “sert laik, milliyetçi” lideri bir gecede gitti. ABD ve AB basınında “yeni ve umut verici bir yüz” olarak sunulan, aslında kimsenin tanımadığı, ne yapacağı belirsiz Kılıçdaroğlu geldi. Tesadüf mü? Belki ama 2008 raporunun, bu operasyonun ilham kaynağı gibi durduğu da bir gerçek.
2026: Karaveli yine benzer şeyler söylüyor: CHP kaybediyor çünkü dindar halkla barışamadı, çünkü elitist, çünkü Atatürk’ün “din hatası” onu mahvetti. Karaveli, yeni CHP lideri Özgür Özel’in solculuğunu selamlıyor ama ardından “Yine de bu kültür savaşını kazanması çok zor” diyor. Ve ekliyor: “Özel yeni bir partide geniş bir demokratik koalisyon kurmalı, yoksa siyasi ölüm kaçınılmaz.”
2008’de Karaveli, “Türkiye’de gerçek durum demokratlarla otoriterler arasındaki bir mücadele değil, dindar muhafazakâr kimlikler ile laik kimlikler arasındaki bir çatışma; bir kimlik çatışması olarak” görüyordu. Karaveli, 2026’da da kimliği belirleyici alan olarak alıyor. Makale hâlâ devlet-elitler-halk üçgeni (iflas etmiş bir liberal formül) üzerinden yürüyor. Türkiye’de sağın, sınıf çatışmasını nasıl, “halk” ile “elit” arasındaki kültürel bir mücadeleye dönüştürdüğünü, CHP’nin ise bu dinamiği kavrayamadığı için sürekli kaybettiği fikri etrafında dönüyor: Amaç sınıf kimliklerinden kurtulmak!
GELİN VARSAYALIM Kİ...
Gelin o komplo teorisinde bir hakikat payı olduğunu varsayalım.
(...)
No comments:
Post a Comment