İsrail’de 27 Ekim’de genel seçimler yapılacak. Soykırımcı, militarist Netanyahu hükümeti yaptıklarını yapmaya devam etmek için oy isteyecek. Peki İsrail nereye gidiyor! Aklıma “Quo Vadis” (1951) başlıklı film geldi. Filmde bir soykırım ve isyan vardı; Roma İmparatoru Neron’un rejimi bir askeri darbe ile çöküyordu.
İKİ ‘FARKLI’ GÖZLEM
Geçen hafta yayımlanan iki yazı, ilk bakışta iki farklı soruyu gündeme getiriyordu. Eski askeri istihbarat başkanı Tamir Hayman’a göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail ilan edilmemiş yeni bir güvenlik anlayışıyla yönetiliyor. Dünya satranç şampiyonu (1985-2000) Garry Kasparov, New York Times’ta İsrail’in laik bir cumhuriyet ile teokratik bir rejim arasında seçim yapmak üzere olduğunu yazıyor. Ben, bu iki gözlemin, aslında “gidişin” birbirini besleyen iki boyutuna ilişkin olduğunu düşündüm.
(...)
TARİHİN YÜKÜ
Yahudilerin tarihsel travmaları da bu süreci besliyor. Nazi soykırımının ardından gelen “Bir daha asla” ilkesi, Yahudilerin güvenliğini, Filistinlileri yok sayan, varoluşsal bir sorun haline getirdi. 7 Ekim saldırısı, ordunun, istihbaratın, caydırıcılığın sorgulanmasına yol açtı. Netanyahu yönetiminin saldırıyı önceden bildiğine ilişkin söylentiler güvenlik başarısızlığını siyasi sorumluluk sorunuyla birleştirdi. Gazze’deki yıkım ve soykırım, uluslararası desteğin aşınması İsrail’in kendisi hakkındaki ahlaki anlatısına -kuruluş ideolojisine- büyük bir darbe vurdu.
Bu travmalar, güvenlik kurumları sorgulanarak, siyasi sorumlular hesap vermeye çağrılarak, Filistinlilerle kalıcı bir siyasal çözüm aranarak aşılmaya çalışılabilirdi. Ancak öyle olmadı! T
(...)
No comments:
Post a Comment