11 Eylül 2001 sabahı 3 bin+ insanın hayatını kaybettiği korkunç bir terör saldırısı tarihte yeni bir sayfa açtı. Aradan geçen 25 yılda dünyanın ekonomik, siyasal, teknolojik, ekolojik yapısı öylesine değişti ki 2001’deki dünya, şimdi, adeta başka bir çağa ait gibi.
(...)
Evet, 2008 krizinin merkezinde konut balonu, mortgage piyasası, menkul kıymetleştirme, aşırı kaldıraçlı finansman vardı ama savaş harcamaları, Bush döneminin vergi indirimleriyle birlikte, ABD ekonomisinin zaten hızla genişleyen borç ve finansallaşma düzenini daha da büyüttü. Irak savaşının ekonomik maliyetinin daha 2006’da 1 trilyon doları aşabileceği hesaplanıyordu. Nitekim daha sonraki araştırmalar, savaş harcamalarının borçlanmayı artırmasının uzun vadeli faizleri de yukarı ittiğini ortaya koydu.
O dönemde derin bir paradoks oluştu: ABD, küresel konumunu askeri güçle korumaya çalışırken bu gücün maliyetini küresel finans sisteminden borçlanarak karşılıyordu. Aynı dönemde Çin ve diğer ülkelerin dolar rezervleri ABD Hazine tahvillerine akıyor, Amerikan finans sistemi olağanüstü miktarda sermayeyi emiyor, kredi genişliyor ve risk giderek finansal sistemin içine dağıtılıyordu. Böylece jeopolitik güç ile finansal genişleme birbirini besleyen bir mekanizmaya dönüşüyordu.
(...)
Jeopolitik açıdan da sonuç çarpıcıydı. 2001’de ABD rakipsiz bir küresel güç olarak görünüyordu. Çin henüz Dünya Ticaret Örgütü’ne yeni katılmıştı; Rusya zayıftı, Avrupa Birliği genişliyordu, küreselleşme tarihin doğal yönü olarak kabul ediliyordu. Bugün ise Taliban iktidarda, Çin ekonomik ve teknolojik bir süper güç, Rusya yeniden önemli bir askeri güç merkezi, BRICS genişleyen bir blok, AB’nin birlik süreci ve İran’da patinaj yapmakta olan ABD’nin dünya düzenindeki merkezi konumu tartışılıyor.
Teknolojik dönüşüm daha da köklüydü. İnternet, 2001’de bilgisayar başında kullanılan bir ağdı. Bugün akıllı telefonlar, sosyal medya, bulut bilişim, algoritmik gözetim ve yapay zekâ günlük hayatın altyapısını oluşturuyor. 11 Eylül sonrasında devletlerin geliştirdiği gözetleme, denetleme kapasitesi ile şirketlerin sahip olduğu devasa veri ve algoritma gücü artık iç içe geçmiş durumda. Bu alanda gündemdeki en önemli sorular: “YZ tüm insanlığı yok edebilecek düzeye ne zaman ulaşacak? Neden devletler önlem almıyor?”
(...)
2001’de dünya küreselleşmenin nasıl genişleyeceğini tartışıyordu. Büyük güçler rekabetinin sertleştiği, faşist hareketlerin yükseldiği, ekolojik krizin derinleştiği, teknolojinin varoluşsal kaygılar yarattığı 2026’da “Bir dönem kapandı ama yenisi başlayamıyor: Canavarların zamanındayız”.
No comments:
Post a Comment