Küresel düzeyde hemen her ülke için ekonomik, siyasi ve toplumsal riskler hızla artıyor. Bu geçici bir dalgalanma değil; kısa dönemde enerji ve gıda kriz, riskleri artıyor, uzun dönemde ise kapitalist düzenin kendi sınırlarını zorlayacak bir Sanayi Devrimi yaşanıyor.
KRİZLER... KRİZLER
İran savaşı, Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji tedarikini bir kırılma noktasına taşıdı. Yaklaşık 80 ülke acil önlem almak zorunda kaldı. Analistler, boğaz açılmazsa petrol fiyatlarının 150-180 dolar/varil seviyesine çıkabileceğini; enflasyona ve resesyona yol açabileceğini düşünüyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre günlük talep, üretimin 6 milyon varil üzerinde seyrediyor; küresel rezervler yaklaşık 380 milyon varil eridi. Bazı gelişmekte olan ülkelerde fiilen kıtlık başladı; havacılık ve petrokimya sektörleri anlık baskı altında (Financial Times).
(...)
İran savaşı nedeniyle yükselen petrol, doğalgaz ve gübre maliyetlerinin tarımsal üretim üzerindeki basıncına ek 2026 yılı içerisinde ortaya çıkması beklenen bir “süper El Niño” hava olayının (CNBC, Le Monde) etkisiyle daha da artması beklenen aşırı sıcaklar, kuraklık, su kıtlığı ve diğer iklim düzensizliklerinin tarım üzerindeki basıncı derin bir krize dönüştürebilir. NOAA’nın (Okyanus ve Atmosfer İdaresi) son projeksiyonları kasım ayına kadar deniz yüzey sıcaklıklarının tarihsel ortalamanın en az 2.5°C üzerinde seyredeceğini gösteriyor; bazı modeller ise 4°C’yi aşıyor.
(...).
SANAYİ DEVRİMİ
Bu kısa dönem krizlerin üzerine, YZ (kontrolden kaçarak türlü “kazalar” yaratma riskine ek) büyük bir paradoksla geliyor.
(...)
No comments:
Post a Comment