Monday, January 05, 2026

2026’ya girerken ‘büyük resim’

 

2026’ya girerken karşımızda, ekstraksiyon emperyalizmi, bir “yeni faşist” dalga, yaşamın en temel alanlarında merkeze oturmaya başlayan “yapay zekâ”, hızlanan silahlanma yarışı ve “Z” kuşağı isyanlarıyla şekillenen bir büyük resim var... Diye başlarken ABD Venezüella’nın başkentini bombaladı ve Başkan Maduro’yu kaçırdı. Böylece “büyük resmin” adını koymak daha da kolaylaştı.

KİM HANGİ KAYNAĞA NEREDE EL KOYACAK?

ABD dış politikasının girdiği yeni evrenin adı 1980’lerde “küreselleşme” idi. Bu kez “ekstraksiyon emperyalizmi”: Jeopolitiğin temel sorusu artık kim, nereden, neyi ve ne kadar süreyle koparabilecek?

Ekstraksiyon emperyalizmi düzen kurmaz, müttefik üretmez, norm inşa etmez. Doğrudan talan eder. Gözünü Kanada’nın suyuna ve kerestesine, Grönland’ın nadir toprak elementlerine; Ukrayna’nın lityum, titanyum; Venezüella ve Nijerya’nın petrol kaynaklarına diker. Diplomasi artık kaynak rezervleri listeleri, tedarik zincirleri üzerinden yürür. Uluslararası siyaset giderek küresel bir ruhsatlandırma ve açık artırma alanına dönüşür. Diğer bir deyişle: Devletlerarası ilişkiler artık madenlerin, enerjinin, verinin ve coğrafyanın kime, hangi bedelle tahsis edileceği üzerinden yürümeye başlar.

(...)

Bu yeni ekstraksiyon rejiminin asıl kritik alanı, 21. yüzyılın stratejik hammaddesi veri, algoritma ve dikkat. Yapay zekâ rekabeti bu yüzden yalnızca teknolojik değil; siyasal, askeri, kültürel bir iktidar mücadelesi. ABD-Çin hattında hızlanan YZ yarışı üretimden savaşa, gözetimden kamuoyu mühendisliğine kadar her alanı yeniden biçimlendiriyor. YZ, silahlanma yarışını da niteliksel olarak dönüştürüyor. Otonom silah sistemleri, algoritmik hedefleme, siber saldırılar ve uzay teknolojileri savaşın hızını insan kararının önüne geçiriyor. Yanlış hesaplama riski, küçük krizlerin büyük çatışmalara evrilme olasılığı artıyor.

(...)

DIŞARIDA EMPERYALİZM İÇERİDE FAŞİZM

Bu jeopolitik ortam, içeride yeni bir devlet biçimini de besliyor. Güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün daraltılması, algoritmalarla gözetim, sürekli olağanüstü hal dili, muhalefetin “iç düşman” olarak kodlanması artık sıradanlaşıyor. Dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimler alsa da otoriterlik ve totaliter teknikler, “süreç olarak faşizm” içinde normalleşiyor.

Yapay zekâ bu noktada yalnızca bir araç değil; otoriterliğin totaliterliğe dönüşme sürecinin bir çarpanı. İktidarlar için toplum artık ikna edilecek değil, yönetilecek bir veri seti. Hukuk yerini yönetmeliğe, siyaset yerini risk yönetimine, eleştiri dalkavukluğa bırakıyor. “Liberal demokrasi” (parlamento, seçimler) artık “süreç olarak faşizmi” örten bir incir yaprağıdır.

(...)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

No comments: